“Birbirinizi çok seviniz. Dünyada sevişmekten daha değerli bir şey yok.”
Jan Valjan
As inside as the eye can see
Casilda Sanchez
Başkalarının yazdığı hikayelerde oynamıyor ve kendi hikayelerini yazıyorsun.
İçindeki gücün farkına varıyor korkmuyorsun.
Güzellikle ilgileniyor çirkin şeyleri umursamıyorsun.
Canın ne isterse yapıyorsun pişman olmuyorsun.
Öğrenme arzusuyla doluyor için.
Büyüyorsun ve bunun doğru bir şekilde olduğunu biliyorsun.
Kabullenişin olduğu yerde büyük bir yükseliş var.
By yama-bato
©yama-bato
(Kaynak: katejazz, oyleguzelsinki gönderdi)
Ginger Rogers and Fred Astaire in The Story of Vernon and Irene Castle (1939)
(Kaynak: carolinealice)
Photos of South African women protesting in the streets against the Apartheid government.
1980s.
Read more about the critical roles women played during the anti-Apartheid struggle.
98 year old dobri dobrev, a man who lost his hearing in the second world war, walks 10 kilometers from his village in his homemade clothes and leather shoes to the city of sofia, where he spends the day begging for money.
though a well known fixture around several of the city’s chruches, known for his prostrations of thanks to all donors, it was only recently discovered that he has donated every penny he has collected — over 40,000 euros — towards the restoration of decaying bulgarian monasteries and churches and the utility bills of orphanages, living instead off his monthly state pension of 80 euros.
He’s beautiful.
(gunesozlemi gönderdi)
Nereye olduğu mühim değil.
Ama herkes korkuyor.
Biri aniden ‘hadi bugün başka bir şehre gidelim’ desin istiyorum.
Pazartesi sabahı okula gideceğimi unutturdu.
Bir şehre geliyor sevdiğin insanlar ve sonra gidiyorlar,diyorsun ki ‘bu kadar mı yalnızdım?’.
Gözünü açar açmaz aşık olduğun adam seninle aynı ülkede farklı şehirdeyken bile güvende hissediyorsun ama başka bir ülkeye gidince korkudan uyuyamıyorsun.
Sonra sokakta kediler görüyorsun,miden bulanıyor.Kızıyorsun aniden ‘bir canlı nasıl bu kadar tiksindirebilir beni?’.Zayıflığından utanıyorsun.
‘İrademe güveniyorum da şu canıma olan zaafım…’ derken buluyorsun kendini,gülüyorsun.Melba Moore var fonda keyfin yerinde,elinde sigaran geceyle güzelleşen şehri izlerken..
Basitlik istiyorsun bazen.
Durakta gördüğün hoş çocuğa ‘şurada bir kahve içelim mi?’ diyorsun ve sonra karmaşıklaşıyor.Çünkü bünye basitliğe alışkın değil.
Tıkanıyor ve çizdiğin çizgilerin üstünden geçiyorsun defalarca,sabırla.
Zamanla karalamaya başlıyorsun,kendini.
Ve zaten yükseliş o zaman başlıyor.
(Kaynak: vangoghunaycicekleri, haykocoglu gönderdi)